Gün boyu koşturma, oyunlar, yemekler, uyku savaşları derken kendime ayırabildiğim zaman parmakla sayılacak kadar az.
Dün akşam da işte böyle nadir anlardan birini yakaladım. Acaba ne izlesem diye düşünürken karşıma "SOLO" çıktı.
Hayatı boyunca bencilce yaşamış bir adamın, yalnız başına sörf yaparken uçurumdan düşmesi ve okyanusun ortasında kendi geçmişiyle yüzleşmesi.
Pişmanlıklarıyla, bencillikleriyle yalnız başına ölmek istemeyen bir adamın haykırışları…
Bu film beni gerçekten etkiledi. Hayattaki önemli anları düşünmek için illa ki başımıza büyük bir olay mı gelmesi gerekiyor?
Geçmişte yaptığımız kırıcı konuşmalar, aldığımız kararlar, söylemek isteyip de dilimize getiremediklerimiz… Ya da illa kötü olması gerekmiyor; güzel anları da hatırlamak için ölümün kıyısına yaklaşmak mı gerekiyor?
Filmi izlerken ben de içsel yolculuklar yaptım. Acaba ben de bazen bencilce davranmış mıyımdır?..
Sevgilerle,
🎥 “Solo” – 2018, gerçek bir hikâyeden esinlenilmiştir.
Yönetmen: Hugo Stuve
Küçük Bir Not:
Kendimize dönmek için hep bir bahane arıyoruz. Oysa bazen bir kelime, bazen bir film..